Gittin... Soğuk ve karlı bir kış gecesiydi, tıpkı bu gece gibi.. Beni sensizliğe mahkum ettin. Karanlıktı, yalnızdım...
İsyan ederek oturdum önce bir süre, sonra dedimki kendi kendime "duygular ölmez, ne olursa olsun ölmez"...
Yıllar sonra bile hatırladığında herhangi bir gidişi, için cız etmez mi? Benimki de öyle işte... ,
Bir yağmur damlası, bir kar tanesi ya da bir rüzgar fısıltısı getirir sana o günleri. Hatıralar canlanıverir de
neye uğradığını şaşırırsın önce. Sonrasında "demek böyle oluyormuş, gidişler, bitişler insana bu kadar koyuyormuş demek" dersin...
Dersin demesine de yüreğin ve beynin isyanlardadır, böyle olmaması gerekirdi diye...
Gittin... Beni çaresiz bırakarak, tüm kapıları bir daha dönmemecesine kapatarak gittin...
Ağladım günlerce, gecelerce ardından, isyan ettim kaderime.
Sonra anladım ki gitmen gerekiyordu, bensiz daha mutlu olacaktın belki.
Hani klişeleşmiş bir laf vardır ya, madem çok seviyorsun madem gitmek istedi böyle mutlu olacağına inanıyor, sende
onun mutluluğuyla mutlu olmayı bileceksin diye... Yalan düpedüz yalan... Kendini kandırmaca sadece...
"keşke gitmeseydi, bende onu mutlu edebilirdim" dedim... Edebilseydim zaten gitmek istemezdi diye düşündüm sonra...
Belki gidişinde haklıydı, ne bileyim.. Ama tüm yüreğimle gitmemesini isterdim... Ve işte o isyan yine "keşke" dedim "keşke"...
Gidenlerin geri dönmediğini o hiç bitmek bilmeyen gecelerde anladım... O geceler ki bir türlü sabah olmak bilmezdi...
Hoş olsada gündüz de benim için gece gibi zifir gibiydi...
Aldırmıyordum doğan güneşe, oysa her doğan güneş yeni bi umut demekti...
Ama benim umut edecek kadar halim bile kalmamıştı...
Ve herşey oracıkta bitmişti....
Nefes almak bile bu kadar zor gelecek miydi bana?????